Kayıtlar

5.Mektup...

 Gittiniz leydim sonra geldiniz. Peki şu an?  şu an Ne olduğunu anlamlandıramıyorum. Beni anlayacağınıza ve gitmeyeceğinize inancım, maalesef  kalbim gibi kırılmış durumda. güvenmek.. galiba size güvenmem biraz zaman alacak, sizi affetmek ise daha da çok zaman alacak.  Özür dilerim. biliyorum size sizi affettiğimi söyledim leydim öyle de sizi affettim lakin kalbimdeki kırıklığın kaybolduğu anlamında bir affediş değil bu. gittiniz ve geldiniz bunun kabullenişi bu. geçmişi yüzünüze vurmayacağım sizi unutmaya çalışmayacağımı söyleyen bir affediş bu. ben kin mi tutuyorum bilmiyorum, keşke diyorum affedebilsem ve bu kadar çirkin olmasam. küçüktük abim gitti dışladı şimdi yanımda şimdi aramız çok iyi lakin hala kırgınım ona ilişkimiz daha iyi ama kırgınlığım duruyor hala. Babama kırgınım ve sana kırgınım. nasıl davranmalıyım?  evet ilişkilerimiz iyi artık ama arkamı dönmeden bu ülkeden çekip gidebilecek, sizi bırakabilecek bir kırgınlığa sahibim. çok çirkin değil mi, ...

4.Mektup

  Bu hisler, benim korkaklığımdan dolayı saçma sapan bir şekilde uzakta da olsak telefonla konuşmamızı mahvetmemden önceye dayanıyor zaten büyük ihtimal siz bu mektupları okuduğunuzda bunu anlayacaktınız söylememe gerek yoktu bile.  Ben anlatmadan anlıyorsunuz beni. Galiba sizi her geçen gün daha çok sevdiğimi çoktan anlamışsınızdır, size karşı olan hislerimi de anlamışsınızdır, yukarıda  bahsettiğim "mahvettiğim konuşma" da hislerimin ciddiyetinin farkına varıp korkudan tutuşup mahvettiğimi de anlamışsınızdır ve büyük bir ihtimal şu anlarda olan önce kendimi sonrada bu hisleri yavaş yavaş korka korka  kabullenmeye başladığımı görmüş ve anlamış olmalısınız Leydim. Beni nasıl böyle kolayca anlıyorsunuz görüyorsunuz ve benimle kolayca anlaşıyorsunuz hala anlayamıyorum. Annem bile açıkça söylüyor uyumsuzsun diye ( kast ettiği ortama uyum sağlamak değil insanlarla birebir bir iletişimdeki uyumsuzluk) bende yaşıyorum insanlarla birebir iletişimde sorunlar ama sizinle bu o...

3.Mektup

Aynı çatı altında yaşadığımız zamanlar ben saçlarınızı okşarken uyudunuz leydim, bırakamadım dizlerimin üzerine oturduğumdan dizlerim acıyana kadar bekledim. Sizi ziyarete geldiğimde Eliniz elimi tuttu Leydim, uyumamı istediniz lakin eliniz elimi tutarken heyecandan uyuyamadım ne zaman yatağınızda döndünüz eliniz elimi tutmayı bıraktı o zaman sakinleşip uyudum Leydim. Fotoğrafımız var Leydim hatıralarımda olmayan ben uyurken sizin bana sarıldığınız bir fotoğrafımız. Böyle yazdıkça sanki sizin de bana bir şeyler hissetmeniz  mümkünmüş gibi lakin aynı çatı altında olduğunuz bir arkadaşınıza da böylesiniz diyebilirim,  ve bunu düşündükçe kendimi kıskançlıktan ve umutsuzluktan alıkoymak çok zor. Mektup yazmak  bile beni geriyor Leydim. Korkuyorum, yanlış kişilerin okumasından korkuyorum ama yazmaktan başka yol da bulamıyorum...

1.Mektup

Her şeyi unutturan bir  sükûnete sahip. Sükûneti mizacından mı bilmiyorum, aslında şu an onu ne kadar az gördüğümü fark ediyorum.  Ruhumu her daim okuyor, anlatmak için anlattıklarımı bile ilgiyle dinliyor, cümlemin sonunu bildiği halde onu yarıda bırakmıyor. Benim gibi olan ama benim gibi olmayan biri o.  Düşüncelerimin diğer yarısı, düşüncelerimi tamamlayan bordo bir leydi. Ruhumun diğer yarısı o, çünkü onunla yan yana iken bile ruhumun tastamam olduğunu fark ediyorum. Peki bedenimin diğer yarısı mı? Hayır değil, peki bedenim  bedenlerden tiksinirken bu çok ta gerekli mi? Ruhlarımız tastamam oluyorken bedenlerimiz bu kadar önemli mi? Bedenim bedenine uygun değil diye ondan uzak mı durmalıyım? Beni yaradan yüce rabbim   bu kusurum yüzünden  beni kabul etmez mi kullarının arasına?