Kayıtlar

Aralık 10, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

3.Mektup

Aynı çatı altında yaşadığımız zamanlar ben saçlarınızı okşarken uyudunuz leydim, bırakamadım dizlerimin üzerine oturduğumdan dizlerim acıyana kadar bekledim. Sizi ziyarete geldiğimde Eliniz elimi tuttu Leydim, uyumamı istediniz lakin eliniz elimi tutarken heyecandan uyuyamadım ne zaman yatağınızda döndünüz eliniz elimi tutmayı bıraktı o zaman sakinleşip uyudum Leydim. Fotoğrafımız var Leydim hatıralarımda olmayan ben uyurken sizin bana sarıldığınız bir fotoğrafımız. Böyle yazdıkça sanki sizin de bana bir şeyler hissetmeniz  mümkünmüş gibi lakin aynı çatı altında olduğunuz bir arkadaşınıza da böylesiniz diyebilirim,  ve bunu düşündükçe kendimi kıskançlıktan ve umutsuzluktan alıkoymak çok zor. Mektup yazmak  bile beni geriyor Leydim. Korkuyorum, yanlış kişilerin okumasından korkuyorum ama yazmaktan başka yol da bulamıyorum...

1.Mektup

Her şeyi unutturan bir  sükûnete sahip. Sükûneti mizacından mı bilmiyorum, aslında şu an onu ne kadar az gördüğümü fark ediyorum.  Ruhumu her daim okuyor, anlatmak için anlattıklarımı bile ilgiyle dinliyor, cümlemin sonunu bildiği halde onu yarıda bırakmıyor. Benim gibi olan ama benim gibi olmayan biri o.  Düşüncelerimin diğer yarısı, düşüncelerimi tamamlayan bordo bir leydi. Ruhumun diğer yarısı o, çünkü onunla yan yana iken bile ruhumun tastamam olduğunu fark ediyorum. Peki bedenimin diğer yarısı mı? Hayır değil, peki bedenim  bedenlerden tiksinirken bu çok ta gerekli mi? Ruhlarımız tastamam oluyorken bedenlerimiz bu kadar önemli mi? Bedenim bedenine uygun değil diye ondan uzak mı durmalıyım? Beni yaradan yüce rabbim   bu kusurum yüzünden  beni kabul etmez mi kullarının arasına?